• BIST 73.391
  • Altın 133,104
  • Dolar 3,5219
  • Euro 3,7585
  • İstanbul 5 °C
  • Ankara -7 °C
  • İzmir 8 °C

AVRUPA STANDARTLARI DEĞİL, “ESKİ TÜRKİYE” ZAMANI

DR. Tunahan Kılıç

Bir eğitimci değilim ancak gördüğüm ve araştırdığım kadarıyla eğitimde başarıyı yakalayan gençlerin genellikle bu sürece temelden başladığını ve bir uygulamadan geçtiğini gördüm. Bu demektir ki iyi zanaatkârlar ve meslek erbapları genellikle meslek liseleri veya baba mesleği ile çıraklıktan gelen gençlerin teorikte de bu eğitimi aldıktan sonra asıl başarıyı yakaladıkları aşikâr.

O halde eğitimde yakın zamanda yapılacak olan değişikliklerde bu sürecin göz önüne alınması ve bir dönemin karanlık sürecinden nasibini alanların tekrar topluma ve mesleklere kazandırılması sürecinin iyi yönetilmesi gerekiyor. Eğitimde en temel sorunların meslek seçiminden geçtiğini ve sadece spor ile ilgilenenlerin spora yönlendirildiği bir ülke olmaktan çıkıp hukuk ile ilgilenenlerin Hukuk’a, felsefe ile ilgilenenlerin Felsefe ’ye, biyoloji ile ilgilenenlerin gelişmiş ve iyi laboratuvarları olan okullara, üniversitelere yönlendirilmesi gerekir. Hal böyle olunca fizik, kimya ve biyolojinin üniversitelerde kapatılan bölümlerini gördükçe oldukça üzüntü duyuyorum. Öğrencileri suçlamıyorum, sistem maalesef bu bilimlerden kopmalarına sebep oluyor. Kanaatim, bir tek öğrenci olsa dahi bu bölümlerin açık kalmasından yana. Zira Eski bir Türk Atasözünün: "Bir mıh (çivi) bir nalı kurtarır. Bir nal bir atı, bir at bir komutanı, bir komutan bir orduyu, bir ordu bir ülkeyi kurtarır." dediğini unutmayınız. Yeni bir teknoloji çağı açan bir tek Steve değil miydi? Bu şiarla hareket eden bir Milli Eğitim Bakanlığı ve Yüksek Öğretim Kurumu hayalim çok mu uçuk kaçık?

Massachusetts Institute of Technology (MIT) Üniversitesi Amerika’da yıllık 50 Bin Dolar’a eğitim veren dünyaca ünlü mühendislerin yetiştiği bir üniversite. Fransa’da devlette üst düzey bürokrat ve hatta lider olacak kişilerin çoğu Ecole Nationale D’Administration (Ulusal Yönetim Yüksekokulu) okur ve buradan mezun olur. Mühendislik için ise Ecole Polytechnique. Almanya’da Heidelberg Üniversitesi, Max Planck Enstitüsü.

Çünkü bu okullarda sadece eğitim alınmaz, aynı zamanda bir kültür alınır. Bu kurumlara yerleşmek çok zordur ve en seçkin öğrenciler bu kurumlarda eğitim alırlar. Soruyorum size hangi üniversitemizde eğitimin yanında kültür verilir? Neden bizim Meslek Liselerimiz var da Meslek Üniversitelerimiz hep on adım geride, ikinci üçüncü sınıf üniversite veya bölüm muamelesine maruz kalıyor? Neden bunu cazip hale getiremiyoruz?

İşin bir de kamu boyutundan bakacak olursak, kamuya bürokrat yetiştirecek kaç üniversitemiz var? Makama atanacak kişi, müdür vb. üst düzey kadrolarda görevlendirilecek kişilerin hangi birisi meslek veya üniversite geçmişine dayandırılarak atanıyor? Meslekten olan makamlar dışında çoğu kamu kurumuna atamalar yetileri ve liyakatleri doğrultusunda yapılmıyor. Bunu destekleyecek mekanizma da işlemiyor doğrusu! Osmanlıda “Dâhiler Mektebi” dediğimiz “Enderun Mektebi” 500 yıl boyunca devlet adamları yetiştirmiştir.

Başta padişahlar ve sadrazamlar olmak üzere, Osmanlı Devleti’nin ihtiyaç duyduğu “devlet adamı” kadrosu bu mektepte eğitilip yetiştirilmiştir. Tayyarzade Âta Bey, Enderun konusundaki üç ciltlik eserinin son iki cildini kurumda yetişen ünlü ve seçkin kişilerin kısa biyografilerine ayırmıştır. Ona göre, Osmanlı Devletinin uzun tarihi sürecinde sadrazamlığa geldiğini tespit ettiği “60” sadrazamdan “48” i bu okulda yetişmiştir. Bundan ancak on ikisi “Birun” denilen saray dışındaki eğitim sisteminin yetiştirdiği kişilerdir. Enderun’dan yetişenler arasında en ünlüleri Fatih’in sadrazamı Hırvat Mahmut Paşa, Kanunî’nin dört sadrazamı İbrahim, Lütfi, Rüstem, Sokullu Mehmet Paşa’dır. Köprülü Mehmet Paşa, Sinan Paşa ve Kaptanıderyalardan “23” tanesi Enderun’da yetişmiştir. Diğer “11” i Birun’da yetişen kaptanlardır.

Bunlardan başka birçok seçkin yazar, sanat adamı ve düşünür de bu kurumda yetişmiştir. Fransız sarayının resmî temsilcisi olan Michel Boudier ilk kez 1616-24’de yayınlanan “Sarayın Genel Bir Tarihi” adlı eserinde Enderun eğitimi konusunda özellikle şunları belirtmektedir: “Türklerin niçin varlıklı ve güçlü bir devlet olarak geliştiklerine şaşmamak gerekir. Çünkü onlar, çok sayıdaki gençler arasından en yeteneklilerini seçmesini ve onları dürüst insanlar haline getirecek disiplinli bir eğitim vermesini çok iyi bilmektedirler. Böylece doğanın üstün bağışı ile üstün bir eğitim ve sanat kaynaşmaktadır!” demektedir. Şimdi geldiğimiz noktaya bakalım: Bu adamların övdüğü Osmanlının Enderun sistemi şimdi kendi ülkelerine yönetici ve lider yetiştiriyor! Biz ise konuya Fransız kaldık! Velhasıl konuyu bağlayacak olursak, eğitimde de, yönetimde de, siyasette de adam yetiştirmenin usullerini iyi belirlememiz ve bu doğrultuda eğitimde “Avrupa Standartları’na değil “Eski Türkiye” ye dönmekte yarar görüyorum.

İletişim Mail : kilic_tunahan@hotmail.com

Bu yazı toplam 833 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Kamu Personeli Alımı | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.